Boş Zaman Aktivitelerinin Tarihçesi- Bölüm I

Paleolitik ve Neolitik dönemlere ait elimizde çok fazla bilgi bulunmamaktadır. Bu ilkel toplumlara ait çıkarımlarımız günümüzdeki ilkel toplumlara yönelik gözlemler ve arkeologların bulduğu kanıtlar üzerinden gerçekleşmektedir. Ancak bu toplumlarda iş ve rekreasyon arasında günümüzdeki kadar keskin bir ayrımdan söz etmek pek olası değildir.

Spor ve Oyunun Kökeni

Spor, savaş dışında yapıldığında bile savaşın ya da savaşa hazırlığın izlerini taşımaktadır. Aktivite orijinal şeklinin dışında gerçekleştiğinde bir spora dönüşmekteydi. Müzik aletleri daha çok ritüellerde kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Bunun kanıtlarına çömlekler, çizimler ve günümüze kadar gelen resimlerden ulaşılmaktadır.

Sporun başlangıcına kadar uzanan süreçte spor, askeri eğitimle ilişkilendirilmiştir. Örneğin, müsabakalar, bireylerin hizmete uygun ve yararlı olup olmadıklarını belirlemek için bir araç olarak kullanılmıştır. Takım sporları, askeriyede savaşma yeteneğini geliştirmek ve kanıtlamak ve ayrıca bir takım (askeri birlik) olarak birlikte çalışmak için kullanılmıştır.

İki erkeğin dövüştüğü en eski güreş çizimleri muhtemelen Tassili n’Ajjer mağarasında MÖ 5.000’lerden kalmadır.  Mısır’da Gilf Kebir yakınlarındaki Wadi Sura’da bulunan yüzücüler mağarasında bulunan Neolitik Kaya sanatı, M.Ö. 10.000 civarında yüzme ve okçuluk yapıldığına dair kanıtlar göstermektedir. Japonya’daki tarih öncesi mağara resimleri sumo güreşine benzer bir sporu tasvir etmektedir.

Sümer uygarlığına atfedilen taş levhalar üzerinde çeşitli güreşçi tasvirleri bulunmuştur. Üç çift güreşçiyi gösteren bir tanesi genellikle MÖ 3000 civarına tarihlendirilmiştir. Irak’taki Khafaji’de bulunan dökme bronz bir heykelcik (belki de bir vazonun tabanı) güreş tutan iki figürü göstermektedir ve MÖ 2600 civarına tarihlenmektedir.

Gılgamış Destanı, Gılgamış’ın Enkidu ile bir tür kuşak güreşine girişmesiyle sporun ilk tarihsel kayıtlarından birini verir. Hikayeyi kaydeden çivi yazılı tabletler MÖ 2000’lere tarihlenmektedir; ancak tarihi Gılgamış’ın MÖ 2800 ila 2600 yılları arasında yaşadığı varsayılmaktadır.

Beni Hasan’da bulunan ve MÖ 2000’lere tarihlenen Firavun anıtları, güreş, halter, uzun atlama, yüzme, kürek çekme, okçuluk, balıkçılık ve atletizmin yanı sıra çeşitli top oyunları da dahil olmak üzere bir dizi sporun Eski Mısır’da iyi geliştirildiğini ve düzenlendiğini göstermektedir. MÖ 2400’lere tarihlenen Sakkara’daki Khnumhotep ve Niankhkhnum’un mezarında güreşen figürlerin daha erken bir tasviri bulunmuştur.

Bronz Çağı Girit’inin Minos sanatı ritüel spor etkinliklerini tasvir eder – bu nedenle MÖ 1500’e tarihlenen bir fresk, dini boğa atlama ve muhtemelen boğa güreşi şeklinde jimnastiği kaydeder. Yunan spor festivallerinin kökeni M.Ö. 1600 ile M.Ö. 1100 yılları arasında, Miken dönemindeki cenaze oyunlarına kadar uzanabilir. İlyada’da ölen savaşçıların onuruna düzenlenen cenaze oyunlarının kapsamlı tasvirleri yer alır, örneğin Akhilleus’un Patroklos için düzenledikleri gibi. Sporla uğraşmak, el emeğine ihtiyaç duymayan soylu ve zenginlerin uğraşı olarak tanımlanır. Odysseia’da İthaka kralı Odysseus, Phaiakes kralı Alkinoös’e cirit atmadaki ustalığını göstererek kraliyet statüsünü kanıtlar.

Olimpiyatlar

Eski Olimpiyat Oyunları aslında Zeus için ve bir festival ya da kutlama idi; koşu, cirit yarışması ve güreş karşılaşmaları gibi etkinlikler daha sonra eklenmiştir. Olimpiyat Oyunları şehir devletleri temsilcilerinin katıldığı antik Yunan Panhellenic Oyunlarıdır. (MÖ 776- MS 330)

Spor ilk kez Yunanistan’da resmi olarak hayata geçirilmiş, ilk Olimpiyat Oyunları MÖ 776 yılında Olympia’da kaydedilmiş ve MS 393 yılına kadar burada kutlanmıştır. Bu oyunlar her dört yılda bir, ya da tarihsel kronolojilerde bir zaman birimi haline gelen Olimpiyatlarda gerçekleştirilmiştir.

Başlangıçta tek bir koşu etkinliği olan Olimpiyatlar giderek çıplak ya da zırhlı olarak koşulan çeşitli koşu yarışları, boks, güreş, pankration, araba yarışı, uzun atlama, cirit atma ve disk atmayı da içerecek şekilde genişlemiştir.

•Kazananlar için ödüller defne yapraklarından oluşan çelenklerdi. Antik Yunan’daki diğer önemli spor etkinlikleri arasında İsthmian Oyunları, Nemean Oyunları ve Pythian Oyunları yer alıyordu. Olimpiyatlarla birlikte bunlar en prestijli oyunlardı ve Panhellenik Oyunları oluşturuyordu. Bazı oyunlar, örneğin Atina Panathenaia’sı, düzenli spor etkinliklerine ek olarak müzik, okuma ve diğer atletik olmayan yarışmaları da içeriyordu. M.Ö. 6. yüzyıl gibi erken bir tarihte Olympia’da düzenlenen Heraea Oyunları, kadınlar için kaydedilen ilk spor müsabakasıydı.

Toplumlarda oyunların bir başka işlevi de ileriki hayata hazırlıktır. Kız çocukların oyunlarla ev işleri ve sosyal yükümlülükleri ile ilgili bilgi aktarılırken, erkek çocukları ise bir savaşçıda bulunması gereken özellikleri edinmektedirler. Dans, şarkılar ve hikaye/destan anlatımı sayesinde de kültürlenme işlevi yerine getirilmektedir.

Hunlar

Hunlarda kadınların bedensel faaliyetlere katılması, diğer Türk toplumlarında olduğu gibi ön planda idi. Hun kadınları da tıpkı erkekleri gibi, ata binmiş, ok atmış, top tekmelemiş, güreşmiş ve bedenin geliştirilmesine ve daha sağlıklı olmasına ayrı bir önem vermişlerdir.

Bozkırda en önemli spor, nisan ve mayıs aylarında gök gürlemesi ile başlayan sazlı, türkülü eğlenceli bahar bayramlarında düzenledikleri at yarışlarıdır. Bunun dışında avcılık en mühim spordu.

Hunların at üzerinde kullandıkları en önemli araçlardan bir tanesi ise oktur.

Göktürkler

Göktürkler, at üzerinde iken oku isabetli bir şekilde kullanıyorlardı. At üzerinde giderken geriye doğru da oldukça usta bir şekilde ok atabiliyorlardı.

Ayak topu olarak adlandırılan futbolun, özellikle Göktürklerde kız ve erkek çocukları arasında oldukça sevilerek oynanan bir oyun olduğu da bilinmektedir. Ayrıca futbolun yanı sıra kadınlar; ata binmekte, ok atmakta ve bazıları da güreşmekteydiler

Eski Türklerde Oyunlar

Eski Türklerde at yarışları bir spor ve eğlence olarak yapılırdı. Cuma ve bayram günlerinde, düğün, şölen, erkek çocuğun doğumu gibi şenliklerde, ilkbahar ve sonbahar aylarında at yarışları düzenlenir, at yarışı yapmayan toplumlar küçümsenirdi.

Eski Türkler milattan önceki yıllarda atalarından kalma gelenek icabı sonbaharda (sekizinci ay) atların semirdiği, tayların çoğaldığı bir zamanda Tai-lin denilen yerde umumi bir toplantı tertip ederlerdi. Bu toplantıda tanrılara kurban sunma, insan ve hayvanların sayımı yapılırdı. Tai sözü tanrılara kurban sunmak için, bir orman etrafında at koşturmak demektir.

Gökbörü

Oyunun asıl amacı ayakları bağlı olan oğlağı rakiplerin elinden kaptıktan sonra götürüp belirlenen taya kazanı denilen çukura bırakmaktır. Oyun sırasında bir kişi, diğerinin önünü açar, bir başkası karşısındakini etkisiz hale getirir. Üstün gelen grup, oğlağın sahibi olur. Oğlağı elde edenler, onu orada hemen keser ve etini kavurup orada bulunanlara ikram eder. Bu oğlağın etinin her türlü hastalığa ve derde şifa olduğuna inanılır.

Gökbörü oyununun evlenme törenlerinde yapılan türüne, kolbörü ya da kızbörü adı verilirdi. Bu oyunda da kesilmiş oğlak, gelin tarafından kaçırılır, damat ve diğer delikanlılar onu kovalar ve gelin oğlağı kaptırmamaya çalışırdı. Bu oyun çoğu kez gelinin iyi bir binici, iyi savunucu ve güçlü bir yapıya sahip olduğunu kanıtlamak amacıyla düzenlenirdi.

Çöğen / Çevgan

Divan’da geçtiği kadarıyla o dönem çevgân ağaçtan, omuz başı şeklinde çıkarılan ve “Bandal” adı verilen bir parça ile oynanmaktaydı. Çevgân topuna “topık”, çevgân oyununda çizilmiş sınıra ise “tasal” denmekteydi.

Çevgân oynamak için meydana kale görevi görmesi için birbirinden 7-8 metre uzaklığında ve 5-6 metre yüksekliğinde iki sütun koyuluyordu. Çok iyi at süren oyuncular hafif tahtadan yapılmış olan topu rakiplerinin önünden almaya ve karşı kaleye geçirmek için uğraşıyordu. Oyun başlarken topu meydanın ortasına koymaktaydılar ve aynı mesafedeki rakipler koşarak topa ilk kendileri vurmaya çalışıyorlardı.

Beyge

Beyge oyunu, kasaba ve köylerdeki evlenme çağına gelen genç kızlar için evlenmeye talip olanlar arasından seçim yapmak üzere oynanan bir oyundur.

Kız, en iyi ve süratli koşan ata bindirilir. Verilen işaretle kız atını dörtnala sürer, gençler de onu kovalamaya başlarlar. Kızı eş olarak almak isteyen gençler arasında başlayan yarış, onu yakalayıp atın terkisine alarak halkın toplandığı yere getirmesiyle sona erer.

Kızın istemediği gençlerden biri kızı terkisine almak için yaklaştığında kız elindeki kamçıyla o gence vurarak kendisinden uzaklaştırır. Kızın istediği genç yaklaşmış ise karşı koymalar ve kamçı darbeleri daha insaflı ve daha yavaş ancak diğerlerinin dikkatini çekmeden yapılır. Bu durumu anlayan genç, kamçı darbelerine aldırmadan ona yaklaşır ve onu kucaklayarak atının terkisine alır.

Cirit

Cirit oyununda iki takım bulunur. Hakemin işareti ile birlikte ilk hücum hakkına sahip takımdan bir oyuncu, rakip takımın atış sahasına kadar ilerler, rakip takımdan bir oyuncunun adını söyler ciridini ona doğru fırlatır ve geri dönüp kaçmaya başlar. Davet edilen oyuncu alay durağından çıkar ve atış sahasında elindeki ciridi kaçmakta olan rakibine fırlatır.

Ciridin ata isabet etmesi halinde ciridi atan oyuncu oyun dışı kalır bu yüzden atlılar kendilerine atılan ciritten kurtulmak için at üzerinde çeşitli taktikler (eğer boşaltma) uygularlar. Bütün oyuncuların ellerindeki ciridi atmalarından sonra en fazla puan alan galip takım ilan edilir.

Antik Dönemde Mısır

Güreş, jimnastik, halter ve toplu oyunlar oynanmıştır. Boğa güreşi yapılmaktadır. Müzik, drama ve çeşitli danslar dinsel tapınma çevresinde gelişmiştir. Özellikle geniş çaplı orkestraların varlığı bilinmektedir. Mısır’ın antik dönemde Helen kültüründeki gibi organize sporları yok gibiydi. Resimler, güreş maçlarını, eşitlerin bir maçı olarak değil, bir zayıf üzerinde bir üstünün savaşı olarak tasvir eder. Bazen erkekler halat çeker, kadınlar da asma oyunu oynardı. MÖ4000’den kalma hiyeroglifler Nil boyunca boksun yayılmasını gösterir. MÖ 3400 ile 1500 yılları arasında koşma, yüzme, kürek çekme ve okçuluk resimleri olan mezarlar bulunmaktadır.

Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar top oyunları oynadılar. Hokey, en eski sopa ve top oyunlarından biridir. Hokeyin ilk biçimleri eski Mısır, Yunanistan ve İran’da oynanırdı. Bowling Mısır, Polinezya ve Almanya’da bağımsız olarak gelişir. Eski Mısırlılar, modern bowlinge benzer bir oyun oynamışlardır. MÖ 5200 yıllarında gömülmüş bir çocuğun mezarında bowlinge benzer bir oyun için aletler bulunmuştur.

MÖ 2000 yılına tarihlenen Mısır mezarlarında günümüzde kullanılan zarların aynısı zarlar bulunmuştur. Hemen hemen tüm eski uygarlıklar, toynaklı hayvanların ayak bileği kemiklerinden gelen astragali – dört yassı altı kenarlı kemiklerden geliştirilen zarları kullanmıştı. Astragali, muhtemelen MÖ 3500 gibi erken bir tarihte Mısırlılar tarafından masa oyunlarında kullanıldı. Koyun kemikleri en yaygın olarak kullanılmıştır. Antiloptan elde edilenler özellikle değerliydi.

Eski zamanlarda masa oyunları kehanet ritüelleri ve savaş planlamasıyla yakından bağlantılıydı. Dama oyunu, MÖ 2000 yılına tarihlenen bir savaş zamanı tahmininden türetilmiştir. Oyunun örnekleri mezarlarda bulunmuştur. MÖ 1600’den kalma Thebes’ten bir duvar resmi Ramses II’nin bir kadınla erken dönem dama oynadığını göstermektedir.

“Senet” en az 4300 yıl önce oynanan satranç benzeri bir masa oyunudur. Oyuncular bir papirüs tahtasının etrafında beş fildişi ve taş parçası hareket ettirerek oynarlardı. Oyunun bir versiyonu Kral Tutankhamun’un (MÖ 1350) mezarında bulunmuştur. Nefertari’nin Mezarı’nda, Nefertari’nin çadırında bu oyunu oynarken bir görüntüsü vardır. Senet, kötülük ve büyücülük ile ilişkilendirilir ve ölülerin ruhunu özgürleştirmesi ve öbür dünyaya yolculuklarına yardımcı olması beklenen “Ölüler Kitabı”nda bir tılsım olarak bahsedilir.

Asur ve Babil

Bu iki uygarlık MÖ 2900- MÖ 300 arasında hüküm sürmüşlerdir. Avcılık, ziyafetler ve bu etkinlikler esnasında dans ve müzik dinletileri rekreatif faaliyetler arasındadır. İnsan yapısı parkların ortaya çıkması bu döneme rastlamaktadır. Babiller, 7, 14, 21 ve 28’inci günleri “kutsal günler” olarak da kutlamışlardır (yasaklı faaliyetler için “uygun olmayan” anlamına da gelir).

Antik İsrail

Şabat, dinlenme ve ibadet için ayrılmış bir gündür. Çıkış Kitabı’na göre Şabat, Tanrı’nın yaratılıştan dinlendiği için kutsal bir dinlenme günü olarak tutulması emrini veren yedinci günde bir dinlenme günüdür.

Antik Dönemde İyonya- Attika- Tesalya

MÖ 500-400 yıllarında zirvesine ulaşmıştır. Yılda yaklaşık 200 gün dinsel festivaller için ayrılmıştır. Eğlence ve rekreasyon özgür vatandaşların erişimine açıktır. Tiyatro, arp ve flüt konserleri, şiir dinletileri amfi tiyatrolarda
gerçekleştirilmiştir. Çocuklar için oyuncaklar, ip atlama, uçurtma, oyuncak bebek ve arabaların olduğu bilinmektedir. Erkek çocukları 7 yaşına geldiklerinde zorunlu eğitime tabi tutulurlardı ve bu okullardaki temel konular müzik ve spordu.

Komedi: İlk komediler çoğunlukla hicivlidir ve iktidardakileri kibirleri ve aptallıkları için alaya alır. Eski Yunan komedilerinin en ünlü oyun yazarı Aristophanes’ti. Menander ayrıca sıradan insanlar hakkında komediler yazmıştır ve oyunları günümüzdeki sitcom tarzına benzemektedir.

Trajedi: Trajedi, sevgi, kayıp, gurur, gücün kötüye kullanılması ve insanlar ile tanrılar arasındaki ilişkilerle uğraştı. Çoğu trajedide ana kahraman, ne kadar aptalca olduğunu fark etmeden korkunç bir suç işlemektedir. Sonra, yavaş yavaş hatalarını fark ettikçe, dünya onların etrafında parçalanır. Trajedinin üç büyük oyun yazarı Aeschylus, Sophocles ve Euripides idi.

Aristoteles, trajedinin kalbi acıma duygusu ve dehşetle akladığını ve acı çekmenin de asil olabileceğinin farkında olarak bizim küçük endişelerimizi görmezden geldiğimizi savunmuştur. Bu deneyimi “katarsis” olarak adlandırmıştır.

Satir Oyunları: Satir oyunları, trajedilerin perdeleri arasında gerçekleştirilen ve trajedinin ana karakterlerinin kötü durumuyla dalga geçen kısa oyunlardı.

Olimpiyat: Eski Olimpiyat Oyunları aslında Zeus için ve bir festival ya da kutlama idi; koşu, cirit yarışması ve güreş karşılaşmaları gibi etkinlikler daha sonra eklenmiştir. Olimpiyat Oyunları şehir devletleri temsilcilerinin katıldığı antik Yunan Panhellenic Oyunlarıdır. (MÖ 776- MS 330)

Antik Roma

Devlet tarafından maliyeti karşılanan rekreatif faaliyetlerin düzenlenmesine rastlanmaktadır. Otium (boş zaman) ve negotium (iş) kavramları. Otium olumlu bir kavram olarak betimlenirken, negotium boş zamanın olmadığı zaman olarak tanımlanmıştır.

Yunan’daki estetik ve spiritüel kökenler yerine daha faydacı bir yaklaşım benimsenmiştir. Romalılar daha az kültürel
rekreasyonla ilgilidirler. Toplum; senatörler, curiae- alt meclis üyeleri, plebler – Ticaret erbabı/normal vatandaş, coloni- kölelerden oluşmaktadır. Zamanla plebleri eğlendirmek Roma imparatorunun görevi haline gelmiştir.

MS 1. yüzyıl, yılda 159 gün tatil yapılmakta ve bunların 93 tanesinde halka açık eğlendirici gösteriler gerçekleşmekteydi. 354 yılında bu rakam, 200 tatil günü ve 175 halka açık gösteriye yükselmişti. Devletin gelişmesi ile vatandaşların fiziksel çaba gösterme zorunluluğunun ortadan kalkması, zorunlu askerlik olmayışı ve refahın artması boş zaman aktivitelerinin artışına neden oldu. Sporun endüstrileşmesi de bu dönemde gerçekleşmiştir.

İlkçağ

Hıristiyanlığın güç kazanmasından sonra Roma dönemini çağrıştıran tüm yapılar ( amfitiyatrolar, stadlar ve hamamlar) yıkılmıştır. Kartaca Konsülü , kutsal günlerde tiyatroya gidenlerin dinden çıkacağına hükmetmiştir. Odak noktası boş zamandan çalışmaya kaymıştır. Etkili olan Benedikt anlayışı çalışmanın kutsallığına atıfta bulunmuş ve boş zamanı ruhun düşmanı olarak nitelemiştir. Ancak bir çok Pagan tatil günü Hıristiyanlıkta yer bulmuştur.

Easter- Ostara (Oestra) 21 Mart

Saturnalia – Noel 17-25 Aralık

Eski Yılbaşı- 1 Mart (UK 1752)

Powerpoint sunumu çok yüksek boyuta sahip olduğundan sunum PDF olarak yüklenmiştir.

Yorum bırakın